New Chapter

Simdi dusunuyorum ben ne zaman bu hale geldim diye. "Hal" den kastim agaclarla flortlesip, degisik hayvanlari pesleyip (peslemek = pesine dusmek), sehir hayatina kalben bu kadar uzak olma durumum.
Galiba 2016'da Szarvaskő / Macaristan'da gittigim Erasmus + projesiydi beni degistiren. Zaten veteriner bir babanin kiziyim, buyurken herhangi bir hayvandan korktugumu, kactigimi hatirlamiyorum. Ama mesela ananemlere gidince kardesim sokakta diger cocuklarla oynardi, o daha bortu bocek icinde gibiydi. Ben evde film izler, kitap okurdum. Evet, bir miktar icine kapanik bir cocuktum. (O eski halimdeen eser yok simdiiiii...)
Toprakla ve sakin yasamla ilgili temeller saniyorum ki bu projede dagda kisitli suyla, elektriksiz, gunduz gunesin alninda, gece her yerden yirtilmis cadir demeye sahit isteyen bir musambanin altinda 10 gun yasayinca atildi. Dogal yasam ile ilgili bir proje denmisti ama hicbirimiz bu kadar dogal olacagini tahmin etmiyorduk. :D Portatif dus ve tuvalet getirilmisti ama kapisi tam kapanmiyordu mesela. Sicak su yoktu, olan su kisitliydi. Tum bulasiklari (7-8 ulkeden gruplar, her grup 5-6 kisi) iki legen suda yikiyorduk. Tabii yemek ve diger her turlu ihtiyacimizi kendimiz gideriyorduk, soylememe gerek yok sanirim. Yasarken gercekten zordu. Daha once birkac kere kamp yapmis olmama ragmen, boylesi benim icin bile ilkti. AMA...
Harita okuma, izcilik, gece/gunduz dag yuruyusleri, ates basinda sohbetlerimiz, canimiz dondurma cektiginde kamptan kacip yarim saat uzakliktaki koye gidislerimiz, oyle bir ortamda vakit gecirince 2-3 gun sonra herkes aile gibi oluyor. Benden kucukler diye ablalik yapip, birkac gun once hic tanimadigim insanlarin coraplarini yikadigimi hatirliyorum. :D
Seyahat ederken cogu zaman yalnizim ama gittigim yerlerde cok guzel arkadasliklar edindim bu sayede. O icine kapanik kucuk kizin bugun dunyanin her yerinde her cesit insanla iletisim kurabiliyor olmasi bu projeler ve seyahatler sayesinde oldu. Sadece insanlarla degil, her turlu canliyla. :) Bu proje bence zaten icimde olan bir seyleri uyandirdi. Ayrica haberlere de cikmistik, yukaridaki fotograf oradan. Ben yan profilden cikmisim ama olsun :D
Bu projeden bahsetmisken son gun yasadigimiz doga afetini de anlatmaliyim. Kamptaki son gecemizdi, ertesi sabah herkes Budapeste'ye gececek tren ile, oradan da kendi ulkelerine. Ben Balkanlar turu yapicam, bir sonraki gece treni ile Budapeste'den Belgrad'a gecicem. O gece kampta yari uyku halindeyken cok siddetli yagmur sesiyle irkildim ama yerimden kalkip bakmak zor geldi. Sonra altimda bir islaklik hissettim ve kendime geldigimde her yer camur icindeydi. Disari ciktigimda her adimda ayakkabim camura gomuluyor, yuruyemiyordum duzgun. Herkes bir kosusturmaca halindeydi. Durumun boyle sel/firtina derecesine gelmesi cok cok kisa bir surede oldu. Hepimiz bir araya toplandik, donumuza kadar islanmis durumdayiz, firtina duracak gibi degil. Bizi koyde bir eve yonlendirdiler. Tum esyalarimizi birakip, yalin ayak o dag yolunu yuruyerek eve gittik. O ara iki kisinin ortada olmadigi anlasildi. Aramizda boyle Ed Stafford vari deneyimli kampcilardan 2 grup kuruldu: birinci grup kayip kisileri arayacak ormanda, diger grup kampa donup kisisel esyalarimizi (pasaport ve cuzdan, gerisini gozden cikarmistik o anda) toplayacaklar. Sabaha karsi yagmur dindi, kaybolanlar bulundu, esyalarimiz geldi ama camur icinde bir cogu. Esyalarimin bir kismini orada biraktim, yanimda tasimam mumkun degildi. Organizatorlerden biri bir ayakkabi ayarladi ve yari sok halde Budapeste trenine bindim.
Budapeste'ye vardigimda hic bir sey yapacak halde degildim. Tren istasyonunda uyuyarak butun gunu gecirdim ve gece trenine bindim Belgrad icin. Ah o nasil bir soguk. Ceketimi bir gun onceki firtinada usuyen Ispanyol kiza vermistim. Temmuz ayi, hava sicak, yanimda baska ceket getirmemisim. Butun geceyi trende titreyerek gecirdim.
Sabah Belgrad'a vardigimda her ne kadar otele gidip sicak bir dus alip, iki cilgin gecenin ardindan dinlenmek istesem de Belgrad'da sadece 2 gunum oldugu icin gunu otelde gecirmek istemedim. Disari cikip sehri dolastiktan sonra dondugumde bu sefer de yorgunluktan ve vucudumdaki agrilardan uyuyamiyordum. Birkac saat o yana bu yana dondukten sonra tam uykuya dalicam annem ariyor, mesgule atiyorum, israrla ariyor. Actim, ilk duydugum sey "Merve, burada darbe oluyor, haberlere bak". Sacmalama anne, ne darbesi diye sitem ettigimi hatirliyorum. Sonra acip bakinca tum o yorgunlugun ustune bir sok daha ve bir uykusuz gece daha. (Tarih 15 Temmuz 2016)
Temmuz 2016 cok degisikti, her sey deneyim, her deneyim ders almak icin bir firsat. Iyisi kotusu yok. Yine cok sukur. :)